Sayfalar

Size Özel Bir Sigortacınız Olsun İster Miydiniz?

Generali Sigorta’nın reklamlarını bir süredir izliyordum. Önce eğlenceli olması dikkatimi çekti, sonra bir arkadaşım aracı için bildiğim iyi bir sigorta var mı diye sorunca aklıma geldi Generali Ali diye:) Reklamları aklımda kalmış demek ki… Üşenmedim gittim sizin için aradım.

Zorunlu Trafik Sigortası veya kasko için Generali’nin 7/24 Özel Sigorta Danışmanlığı hattı 0850 555 55 55’i veya generali.com.tr den 1 dakikada teklif alabiliyorsunuz. Generali Sigorta müşterisi olmasanız dahi bir kez teklif alırsanız size kişisel sigorta danışmanı atıyorlar. Bilgi alan kişi her aradığında, karşısında aynı danışmanı buluyor. Böylece müşteriler sorunlarını her defasında baştan anlatmak zorunda kalmıyor ve telefonda uzun uzun beklemeden işlerini kolayca halledebiliyor. Bildiğiniz size özel bir sigortacınız oluyor:)

Bu arada Generali 1831 yılında İtalya’da kurulmuş ve 150 yıldır Türkiye’de faaliyet gösteriyormuş. Tüm dünyada 65 milyonu aşkın müşterisi varmış. Bir sigorta şirketi için oldukça güvenilirler yani.

Bugünlerde Zorunlu Trafik Sigortasında %70’e varan indirimleri varmış. Eğer yakın zamanda zorunlu trafik veya kasko sigortası yaptıracaksanız Generali’den teklif almadan yaptırmayın derim. Teklifler kişiye ve arabaya özel yapıldığı için indirimler de kişiden kişiye farklılık gösteriyor. Bu yüzden teklif alırken yaşınız, arabanızın yakıt türü gibi etmenler de önemli oluyor.

Hemen teklif alıp indirim kazanmak isterseniz, 31 Mart’a kadar generali.com.tr yi ziyaret edin.

1 Dakikada Teklif Almak için Tıklayın.

 

Bir boomads advertorial içeriğidir.

Devamını okuyun ...

çocuk ressam çizerse :))

İlkokul 5. sınıfta resim dersinde öğretmen 
-"çocuklar konu serbest, hayvan resimleri çizin bakayım" dedi. 

10 dakika sonra küçük Ahmet el kaldırdı. Öğretmen yanına geldi. Resim kağıdının üzerinde bir sinek duruyordu. Çocuğun bu sinekten şikayetçi olduğunu zanneden Öğretmen eliyle sineği kovaladı ama hayvan hiç hareket etmedi. Biraz daha dikkatli bakınca da sineğin gerçek olmadığını fark etti. Bu bir sinek resmiydi. Öğretmen şaşkınlıkla sordu; 
-Sen mi yaptın oğlum bu resmi?
-Evet öğretmenim.
-Peki bir de at resmi yap bakayım.

Küçük Ahmet öyle bir at resmi çizdi ki, at, sanki kağıttan fırlayıp çıkacak. O kadar canlı. Şaşıran öğretmen:
-Yavrum beni hemen babana götür. Sen müthiş bir yeteneksin. Burada harcanmaman gerekir. Derhal güzel sanatlara transfer olman lazım. Babanla konuşmalıyım, dedi.
Son dersten sonra Ahmet le beraber yola koyuldular. Dar bir patikadan bir gecekonduya geldiler. İçerde, yatakta, dizlerini karnına çekmiş, üzerinde yorganı bir adam yatıyordu. öğretmen konuşmaya başladı;
-Geçmiş olsun efendim.
-Teşekkürler.
-Ben oğlunuzun...
-Allah kahretsin oğlumu.
-Aman böyle söylemeyin, yaptığı resimler...
-Onun yaptığı resimler yerin dibine batsın.
-Ama beyefendi böyle yetenekli bir çocuğun...
-Yeteneğine başlatmayın şimdi.
-Peki ne oldu, niçin böyle kızgınsınız oğlunuza?
-Neden olacak, dün gece eve biraz çakırkeyif geldim. Bu eşşoğlu sobanın üzerine çıplak kadın resmi çizmiş.... 
Devamını okuyun ...

Kayserili ve ineği

Kayserilinin ineği hastalanmış, ellerini açıp dua eder ; 
- Allahım ineğimi iyileştir, on gün oruç tutacam. 
İnek iyileşir, kayserili on gün orucunu tutar, inek on birinci gün aniden ölür. Kayserili tekrar ellerini açar ; 
- Allahım on gün orucu ramazandan düşerim, ineğide kurbana sayarım..
Devamını okuyun ...

Parfüm :))

aşlı kadın, lüks otelin en üst katından iniyordu. 
Ara katlardan birinde asansör durdu.
Kapı açıldı, genç ve güzel bir kız içeri girdi. 
Onunla birlikte asansörü yoğun bir parfüm kokusu da doldurdu.
Yaşlı kadın, parfüm kokusunu derin derin içine çekince
Genç kız mağrur bir eda ile kadına baktı ve:
“Gıorgıo-beverly hılls” dedi .
“Küçücük bir şişesi bile 100 milyon lira!”
Biraz sonra asansör gene durdu. Gene çok şık genç bir
kadın girdi. O da buram buram parfüm kokuyordu.
Yaşlı kadın yine koklamaktan kendini alamadı.
Yeni binen genç kadın da yaşlı kadına dönerek kibirli bir
Tavırla:
“ Chanel 5 numara” dedi.
“Mini mini bir şişesi bile 150 milyon lira!”
Biraz sonra asansör yaşlı kadının ineceği katta durdu.
Kadın asansörden çıkmadan büyük bir gürültü cıkartarak
yellendi.
Sonra da asansörde kalan iki alımlı genç kadına dönerek
Ayşe kadın fasulye yarım kilosu 450 bin lira .
Devamını okuyun ...

Alkışlar çılgın Türklere :))

Kaza mahalinde elinde cep telefonuyla koşturup "112′nin numarasi neydiiiii?" diye bagıran sarışına,
——————————————–
Birbirlerine ana avrat küfür eden iki kişinin arasına girip ikisine de birer tokat atan ve "Analar kutsaldır, analara küfür etmeyin, o.çocuklari!!" diyen Karadenizli ağır abiye,
———————————————-
Annesine kızıp, buharlı ütünün içine işemeyi akıl eden! Annesini buram buram çiş kokularıyla iş yerine yollayan! Annesi; ancak arkadaşları ”acayip kokuyorsun” dediğinde işi çözen anneye ve çocuğuna,
———————————————-
Banyonun lambası yanmayınca elektrikler kesik zannedip yarım saat gelmesini bekleyen. Beklerken de canı sıkılmasın diye televizyon seyreden kişiye,
————————————————–
Ailecek televizyon izlerken üst komşu küçük oğlunu göndermiş. Çocuk, anneme ”X teyze, annem dedi ki, bari haberleri açsınlar da, biz de dinleyelim”. Biz de kırmadık, açtık. Ailecek çok iyi niyetli olduğumuzdan, televizyonları bozuk sandık. Yüksek sesten dolayı bize laf soktuklarını anlamamız çocuğun ikinci gelişinden sonra oldu. Bu olayı yaşayan aileye,
————————————————–
Lisedeki Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi öğretmenimiz AIDS’in açılımını yapıyor: (A)llaha (İ)syan eden (D)eyyusların (S)onu… diyen hocaya,birer alkış istiyorum:))
————————————————–

Ayrıca aşağıdakiler de birer tebrik hakediyor:

Acı Kaybımız:
3 ay önce ailemize katılan, "Necmi" ismini verdigimiz kaplumbağamız dün vefat etmiş. Aile arasında sade bir törenle evin arka bahçesine gömdük. Hayvancağız durduk yerde can verdiği için gidip, Necmi’yi aldığımız dükkanın sahibine sebebinin ne olabileceğini sorduğumuzda ”Abi onlar kış uykusuna yatar” cevabını almış bulunmaktayız. Hepimizin başı sağolsun. Bu vicdan azabıyla ben de çok yaşamam herhalde.
————————————————–
Annemin Maceraları:
Shrek’in fragmanlarını gösteren bir televizyon kanalında, el ele
tutuşmuş Shrek ve Fiona’yi gören annem, ‘Bunlar Süleyman ve Nazmiye Demirel çifti mi?’ diye sordu! Seçememiş gözleri o mesafeden.
————————————————–
Alfabe:
Ben de bu yıl okula başlayan torunum için kuvvetli bir moral alkışı istiyorum. Daha ikinci gün: ‘örrrtmenim, taa evden buraya tel çizmeye mi geldik, hep yumarlak mı yapcaz, harf felan öretmicen mi?’ deme cesaretini gösterdiği için,
————————————————–
Annem:
"Bu taraf bitti" diye CD’yi arkasına çeviren ve sonra da "CD çalar çalışmıyor!" diye feryat eden anneme alkış az geliyor!
————————————————–
Modem:
Yemek masamın üstünde duran modeme uzun uzun bakan anneanem "Bu ne?" diye sordu. Ben de kolay anlasın diye "Hani benim bilgisayarım var ya, onunla internete giriyorum. İşte internete girmek için o kutu zorunlu" diye uzun uzun açıkladım. Anneannem dinledi beni ve "Yani modem bu" dedi ve konu kapandi…
————————————————–
Yaz Okulu:
Bir alkış da annesine yaz okulunu kazandığı müjdesini veren üniversite ögrencisine gelsin. Bu yaratıcılıga şapka çıkarılır.
————————————————–
Beyin Göçü:
Tikky olduğu her halinden belli olan kızımız Beşiktaş-Taksim
midibüsünde yanındakı arkadaşına dert yanmaktadır. ”Şekerim dördüncü kez girdim ÖSS’ye, ama yine kazanamadım, gidicem sonunda Amerika’ya o olucak. Böyle böyle beyin göçü oluyor işteeaa!” Sen git, masrafları ben karşılıyorum.
————————————————–
Düz Mantık:
Eğer bir sokakta yürüyorsanız ve camında ”Bu ev kiralıktır” yazılı bir evin yanından geçip birkaç adım sonra önüne geldiğiniz bir başka evin camında ”Bu da” yazısını görürseniz, bilin ki Trabzon’dasınız.
————————————————–
İngilizce Yazılısı:
Bir alkış da İngilizce sınavında "Nice …….." şeklindeki boşluğu
"Nice mutlu yıllara!" biçiminde dolduran, dahi mi yoksa aptal mı olduğunu henüz anlayamadığımız öğrencime istiyorum.
————————————————–
Hugo’lar Beşledi:
Bir alkış da lisede edebiyat kitabından bir metni tüm sınıfa sesli olarak okurken V. Hugo’ya "Beşinci Hugo" diyen arkadaşımıza gelsin.
————————————————–
Ne Zaman?
Kardeşim karne almıştı; fakat birçok zayıf notu vardı. Annem, babamla beni kenara çekip uyarıları sıralıyordu: "Sakın çocuğun moralini bozmayın, sakın kötü bir şey söylemeyin" uyarılar özellikle babama yönelikti: "Hele de sen, sakın çocuğun gururunu kırma". Babam daha fazla dayanamadı ve sordu: "Karne için ne zaman özür dileyeceğiz?"
————————————————–
Havale:
Bankada gişenin önünde işlemimin yapılmasını bekliyorum. Yanımdaki gişede işlem yaptıran yaşlı teyzeye, işlemini yapan kadın soruyor: "Parayı kim alacak teyze? Alıcısına ne yazalım?" Teyzem cevap veriyor: "Bu paranın hayrını görme inşallah yazalim" evladım.
————————————————–
Lamba:
Dün gece evime giderken yolun tenhalığından olsa gerek kırmızı ışıkta geçtim. Ardından yurdum polisine alkışı hak ettiricek anons: "Bacım o geçtiğin gece lambası değildi; çek sağa".
————————————————–
Hacim nedir?
Öğretmen bir arkadaşımdan naklen: 5. Sınıfların Fen Bilgisi sınavının 2. sorusu: "Hacim nedir? Bir örnek vererek açıklayınız". Öğrencimizden gelen cevap: "Hacdan gelenlere hacim denir. Örnek: Nasılsın hacim?".
Devamını okuyun ...

El yazısı :))

Adam yolda karşılaştığı komşusuna çemkirir:
– Senin oğlan bizim duvara işemiş!
Komşusu onu sakinleştirmeye çalışır:
– Canım çocukluk işte! Affedin!
Adam sakinleşeceğine ses tonunu giderek artırıp bağırmış:
– İyi ama çişiyle benim kızın adını yazmış!
Bıyık altından gülen komşu:
– Vay çapkın vay!. Desene, senin kızı seviyor!
Kız babası homurdanır:
– Üstelik yazı, bizim kızın el yazısı!
Devamını okuyun ...

Benim abi :))

Temel'in eski bir BMC kamyonu vardır.
Yolda giderken kırmızı ışık yanar ve frene basar.
Kamyon durmaz önünde giden son model BMW ye çarpar.
Temel hemen atlar şoföre yalvarır:
- Aman abi affet sen zengin adamsın seni etkilemez ama ben ömür boyu çalışsam ödeyemem.
Adam Temel’e acır ve affeder.
Yollarına devam ederler. İleride yine kırmızı ışık yanar.
Temel kamyonu yine durduramaz; BMW’yi bir kez daha hurdaya çevirince, kamyondan atlayıp yalvarmaya başlar.
- Aman abi benim çocuklarım var affet. Zaten arabana çarpmıştım, hasar biraz daha büyüdü sadece.
Adam: “Tamam gözüme görünme, bas git.” Yollarına devam ederler. Yine kırmızı ışık yanar.
Temel BMW’ye yine sağlam bir şekilde çarpar. Bu sefer kafasını camdan çıkarıp bağırır:
- Benim abi devam et...
Devamını okuyun ...

Hasta fenerli

Hasta Fener li, gerçekten de hasta olur ve ölüm döşeğine
düşer.
Her zaman maçlara birlikte gittiği fanatik arkadaşları ziyaretine gelirler
son defa görelim diyerek...
- Allah ın takdiri... Elden birşey gelmez ama son bir istediğin varsa bari
onu yerine getirelim..
- O zaman beni galatasaraya üye yapın !..
Herkes birbirine bakar :
- Yav sen doğuştan Fener li değil misin ?.. Ne yapıyorsun sen?!..
Hasta Fenerbahçelinin birden yüzü güler :
- Ülen !.. Bir Fenerli öleceğine, bir galatasaraylı ölsün be !..
Devamını okuyun ...

Çocukluktan kalma saflıklar :))

Kaşıkçı elmasını5-6 yıl boyunca elma zannetmiştim -- Sergio Alwarez

bende bu susturuculu silahları ateş edince adam susuyo olarak biliodm 
 uur_92

bende metres kelimesini eskinde metresi fln derlerdi bende ne "metre"si derdim insana metre denir mi derdim zuhahaha ya  alimemolix

bende eskiden kardan adamların içinde insan olduğunu etrafına kar koyup burnunada havuç koydurunca kardan adam olduğunu sanardım
bi kere teyzemlerdeyken benide öyle yapın diye akşama kadar ağlamıştım 
 KirboMania



1-) bi keresinde, 3-4 yaşlarındayken, mutfaga girmiştim ve ömrümde ilk defa kadayıfla karşılaşmıştım: annem kadayıf yapmıştı ve ben de kadayıfı babam zannettim çünkü babam kıllı bir insandı ve annemin babamı öldürdüğünü sonrada yemek yaptığını düşünmüştüm, babamın babamı öldürdüğünü sonrada yemek yaptığını düşünmüştüm, piştikten sonra kıllarının o hale geldiğini zannedip babam eve gelene kadar mutfakta oturup ağlamıstım, annemin cok kızdığını hatırlıyorum

2-) İn cin top oynuyo dediklerinde de, incin adında (ayse fatma gibi) bi kızın top oynadıgını sanırdım. bi türlü anlayamazdım.oynuyo da nooluyo ben de oynuyorum derdim kendi kendime

3-) ilkokula yeni başladığım zamandı. bir gazetenin magazin ekinde "Emel Sayın diyen kazandı" başlığı vardı. konuyu hatırlamıyorum. ama akşama kadar binlerce kez Emel Sayın dediğimi hiç unutmadım) belkide kişisel tarihimin ilk hayal kırıklığını o zaman yaşamıştım

4-) pırasayı soğanın abisi sanırdım

5-) küçükken televizyona momumbak dermişim) şimdi tivi. plazmalara ise tiviti

6-) Anıtkabir'i bir başkan mezarları serisinin ilk üyesi sanır ve Kenan Evren'in anıtka-iki'ye gömülecegine inanırdım.

7-) küçüktüm, babamın arkadaşları, babamın olmadığı bir anda "senin babanın başının üzerinden uçak geçmiş." demişlerdi. babam kaza geçirdi sanmıştım. çok ağlamıştım.

8-) filmlerde kızılderililere yerli dendiği için onları türk sanırdım

9-)kasetçaların kapağını açıp, içine beyaz leblebi doldurmuştum içindeki adam acıkmıştır diye

10-) yavaş hareket eden simsiyah renkli karıncalara türk karıncaları onlara göre daha hızlı hareket eden ve daha uzun bacaklı kırmızı karıncalara gavur karıncaları derdik. bulduğumuz türk karıncaları gavur karıncalarının yuvasına koyardık. türk karıncayı kovaladığı zaman gavurlar, onların yuvalarını bozardık. (ALINTI DEĞİL)

11-) tek kanallı dönemde cuma günleri hanımlara yönelik bir gündüz kuşağı program vardı. programın cıngılı hala dilimde "bugün günlerden cuma, merhaba hanımlar merhaba". asıl konu programın adı; "Hanımlar Sizin İçin". çok küçüklükten beri öğrenmiştim, hanımlar bizim için

12-) Annemi ziyaretçiler dizisinden biri zannederdim. uzaydan gelen bi visitors annemi öldürmüş ve yerine geçmiş diye suratından maskesini çıkarmaya çalışıp annemin suratını yolardım

13-) Otobüslerdeki "tehlike anında kolu el ele çeviriniz" (ki böölebile yazmıyo) yazısını her gördüğümde otobüsteki herkesin elele tutuşup, ve birinin lider olup kolu onun çevirmesi gerektiğini sanırdım

14-) trafoların kapısına konulan kurukafa resmine bakıp, orada iskeletlerin yaşadığını sanırdım. bakıma gelenlerin de onların sahipleri olup, onlara yemek getirdiklerini düşünürdüm.

15-) küçükken sadece türklerin kanı kırmızı olur bilirdim yabancıların ise mavi, yeşil, sarı, mor...

16-) Herhalde kapıya gelindiğinde mutlaka zile basılmasını gerektiğini sanıyodum ki, boyum yetişmediğinden duvara parmağımı basıp "zilllll"diye bağırırdım

17-) Televizyondaki spikerlerin de bizi gördüğünü sanırdım, bunuanlamak ve açıklığa kavuşturmak için birgün koltuğun arkasınasaklandım, planım spikeri punduna getirip beni aradığını ve kafasınıoynattığını yakalamaktı ama nereye saklanırsam saklanayım, ne kadargizlice kafamı dışarı çıkartıp televizyona bakarsam bakayım spiker hepbeni görüyor, gozumun içine bakıyordu. Sonra babama sordum, öğrendim.

18)Tam hatırlamıyom ama  Bir gün bir çizgi filmin etkisinde kalarak inşaat katından kendimi kuma atmışım ^^ benimde onlar gibi yeteneğim var diyerekten
Devamını okuyun ...

Kızamık

Adam, telefonu açıp seslendi :
-Alo...Doktor Bey, bizim oğlan kızamık.
-Biliyorum, dedi doktor, dün sizin eve girip gerekli şeyleri söyledim, kendisini kimseyle temas ettirmeyin ve..
-Ama doktor bey, oğlan hizmetçiyi öpmüş bir kere...
-Ya bu fena işte...Öyleyse hizmetçiyi de karantinaya almalı.
-Doktor bey, bir şey daha var, sonra hizmetçiyi bende öptüm...
-O... İşler çatallaştı, hastalık herhalde size de bulaşmış olmalı.
-Ya..sonra ben karımı öptüm...ve doktor korkarak:
-Ne diyorsun be? Öyleyse ben de kızamık olacağım demek...
Devamını okuyun ...